Boşanma süreçleri, yalnızca duygusal bağların koparılması değil, aynı zamanda evlilik birliği içerisinde kurulan ekonomik dengelerin de yeniden düzenlenmesi anlamına gelir. Bu ekonomik düzenlemenin en hayati araçlarından biri de nafakadır. 

Nafaka davası, boşanma sürecinde veya sonrasında, ekonomik olarak zor duruma düşecek olan eşin veya çocukların geçiminin sağlanması amacıyla açılan, hukuki dayanakları Türk Medeni Kanunu ile sağlamlaştırılmış bir dava türüdür.

Nafaka talebi, boşanma davası ile birlikte (fer’i olarak) talep edilebileceği gibi, boşanma davası bittikten sonra ayrı bir dava olarak da açılabilir. Türk hukuk sistemi, özellikle ekonomik olarak daha güçsüz olan tarafı korumayı amaçlayan sosyal devlet ilkesi gereği, nafaka kurumuna büyük önem atfetmektedir. 

Ancak nafaka davasının nasıl açılacağı, hangi mahkemenin yetkili olduğu ve talep dilekçesinde nelere dikkat edilmesi gerektiği gibi hususlar, sürecin sağlıklı yürütülmesi adına kritiktir. Bu yazımızda, nafaka türlerinden davanın açılış usullerine kadar merak edilen tüm detayları yasal mevzuat çerçevesinde ele alacağız.

Nafaka ve benzeri konularda hukuki danışmanlık yahut avukatlık hizmeti ihtiyacınız varsa, Boşanma Avukatı Sevde Özdemir ile iletişime geçebilirsiniz.

Nafaka Nedir?

Nafaka Nedir?

Nafaka Davası Nasıl Açılır

Nafaka, kelime anlamı itibarıyla “geçimlik” veya “beslenme” manalarına gelmekle birlikte, hukuk literatüründe; kanunen yükümlü olan kişilerin, bakmakla yükümlü oldukları kişilere (eş, çocuk veya yardım edilmediğinde yoksulluğa düşecek hısımlar) mahkeme kararıyla ödemek zorunda oldukları maddi katkıyı ifade eder. 

Nafaka, bir ceza veya tazminat değil, sosyal yardımlaşma ve aile birliğinin getirdiği sorumlulukların bir devamı niteliğindedir. Türk Medeni Kanunu, nafakayı sadece boşanma sonrasına özgülememiş, evlilik birliği devam ederken veya hısımlık ilişkilerinde de geçerli kılmıştır.

Temel amacı, boşanma veya ayrı yaşama durumlarında, taraflardan birinin veya çocukların yaşam standartlarının ani ve yıkıcı bir şekilde düşmesini engellemektir. Evlilik birliği kurulduğunda eşler arasında başlayan “dayanışma ve yardımlaşma” yükümlülüğü (TMK m. 185), boşanma ile tamamen ortadan kalkmaz; şekil değiştirerek nafaka yükümlülüğüne dönüşür. 

Nafaka, toplumun temel taşı olan ailenin ekonomik güvenliğini sağlamak ve bireylerin onurlu bir yaşam sürmelerine katkıda bulunmak için düzenlenmiş hayati bir mekanizmadır. Mahkemece belirlenen bu miktar, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre değişkenlik gösterir ve zamanın şartlarına göre artırılabilir veya azaltılabilir.

Nafaka Türleri

Türk hukuk sisteminde nafaka tek bir başlık altında toplanmamış, ihtiyacın niteliğine, talep eden kişiye ve talep edilen zamana göre farklı kategorilere ayrılmıştır. Her bir nafaka türü, farklı hukuki şartlara ve amaçlara hizmet eder. Bir boşanma davasında aynı anda birden fazla nafaka türü gündeme gelebileceği gibi, boşanma davası olmaksızın da talep edilebilecek nafaka türleri mevcuttur. 

Türk Medeni Kanunu‘nun ilgili maddeleri uyarınca nafaka türleri; İştirak Nafakası, Yoksulluk Nafakası, Yardım Nafakası ve Tedbir Nafakası olarak dört ana başlıkta incelenmektedir. Hangi nafakanın hangi durumda talep edileceğini bilmek, hak kaybı yaşamamak adına büyük önem taşır.

İştirak Nafakası

İştirak nafakası, boşanma veya ayrılık durumunda, velayeti kendisine verilmeyen eşin, çocukların bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılması amacıyla hükmedilen bir nafaka türüdür. Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesi uyarınca; hakim, boşanma veya ayrılığa karar verirken, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. 

Bu düzenlemede, velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılması zorunludur. İştirak nafakası, çocuğun üstün yararını gözetir ve kamu düzenine ilişkindir; bu nedenle taraflar talep etmese dahi hakim tarafından resen (kendiliğinden) hükmedilebilir.

Bu nafaka türü, kural olarak çocuk ergin olana kadar (18 yaşını doldurana kadar) devam eder. Ancak TMK m. 328 gereği, çocuk ergin olmasına rağmen eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler. 

İştirak nafakasının miktarının belirlenmesinde çocuğun yaşı, eğitim durumu, sağlık ihtiyaçları ve nafaka yükümlüsünün gelir durumu (ödeme gücü) dikkate alınır.

Yoksulluk Nafakası

Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan tarafın, geçimini sağlamak amacıyla diğer taraftan talep ettiği maddi destektir. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi bu hakkı açıkça düzenlemiştir: “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.” 

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli iki husus; talep eden eşin boşanma nedeniyle ekonomik olarak zor duruma (yoksulluğa) düşecek olması ve boşanmaya sebep olan olaylarda diğer eşten “daha ağır kusurlu” olmamasıdır. Eşit kusur halinde dahi yoksulluk nafakasına hükmedilebilir.

Yoksulluk nafakası, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin hem kadın hem de erkek tarafından talep edilebilir. Ancak uygulamada genellikle kadınlar lehine hükmedildiği görülmektedir. Kanun metninde “süresiz” ifadesi yer alsa da, bu durum nafakanın ömür boyu süreceği anlamına gelmez; TMK m. 176 uyarınca alacaklı tarafın yeniden evlenmesi veya haysiyetsiz hayat sürmesi gibi durumlarda nafaka ortadan kalkabilir. 

Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz; yani nafaka ödeyecek kişi tamamen kusursuz olsa bile, mali gücü oranında nafaka ödemek zorunda kalabilir.

Yardım Nafakası

Yardım nafakası, boşanma hukukundan ziyade aile hukukunun dayanışma ilkesine dayanan ve hısımlar arasında geçerli olan bir nafaka türüdür. Türk Medeni Kanunu’nun 364. maddesine göre; “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.” 

Bu nafaka türü, boşanma davası ile bağlantılı değildir ve herhangi bir zamanda açılabilir. Örneğin, ekonomik gücü yerinde olan bir kişinin, yoksulluk içindeki anne-babasına veya eğitim gören ergin kardeşine yardım etmesi hukuki bir zorunluluktur.

Yardım nafakasında sıralama mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak yapılır. Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir. Kardeşlerin nafaka yükümlülüğü ise, diğer hısımlardan farklı olarak “refah içinde bulunmalarına” bağlanmıştır. 

Yani bir kardeşin diğerine nafaka ödemesi için sadece ödeme gücünün olması yetmez, ekonomik durumunun oldukça iyi (refah seviyesinde) olması gerekir. Yardım nafakası, aile bağlarının getirdiği sosyal sorumluluğun hukuki bir yansımasıdır.

Tedbir Nafakası

Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası açılmadan önce veya dava süresince, eşlerin ve çocukların barınma ve geçinme ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla hakim tarafından hükmedilen geçici bir koruma önlemidir. 

Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca; “Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır.” Bu nafaka türünde eşlerin kusur durumu araştırılmaz; amaç, dava süresince bozulan ekonomik dengenin geçici olarak onarılmasıdır.

Ayrıca, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında da tedbir nafakası hayati bir öneme sahiptir. Kanunun 5. maddesinin 4. fıkrasına göre; şiddet uygulayan kişi, aynı zamanda ailenin geçimini sağlayan veya katkıda bulunan kişi ise, hakim, şiddet mağdurunun yaşam düzeyini göz önünde bulundurarak talep edilmese dahi tedbir nafakasına hükmedebilir. 

Bu düzenleme, şiddet mağduru olan kişinin ekonomik kaygılarla şiddet ortamında kalmasını engellemeyi ve mağduriyetini gidermeyi amaçlar. Tedbir nafakası, boşanma kararı kesinleşinceye kadar devam eder; sonrasında duruma göre yoksulluk veya iştirak nafakasına dönüşebilir.

Kimler Nafaka Talep Edebilir?

Kimler Nafaka Talep Edebilir?

Nafaka Davası Nasıl Açılır

Nafaka talebinde bulunabilecek kişiler, nafakanın türüne ve yasal dayanağına göre değişiklik gösterir. Genel kural olarak, nafakayı talep edecek kişinin bu yardıma ihtiyacı olduğunu ve kanunun aradığı özel şartları taşıdığını ispatlaması gerekir. 

İştirak nafakası söz konusu olduğunda, velayeti kendisine verilmeyen eşe karşı, velayet hakkı kendisine bırakılan ana veya baba, çocuk adına nafaka talep edebilir. Ayrıca, ayırt etme gücüne sahip olan çocuk da bizzat nafaka davası açma hakkına sahiptir.

Yoksulluk nafakası bakımından, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eş, kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması kaydıyla nafaka talep edebilir. Burada “yoksulluk” kavramı, Yargıtay içtihatlarına göre, kişinin yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılayacak gelirden yoksun kalmasıdır. 

Yardım nafakası için ise, yardım edilmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoy (anne, baba, büyükanne, büyükbaba), altsoy (çocuklar, torunlar) ve kardeşler talep hakkına sahiptir. 6284 sayılı Kanun kapsamında ise şiddet mağduru olan eş, çocuk veya aile bireyleri, şiddet uygulayan kişiden tedbir nafakası talep edebilirler. 

Özetle, kanun koyucu, aile birliği içinde veya hısımlık ilişkisinde ekonomik olarak zayıf durumda olan ve desteğe ihtiyaç duyan herkesi koruma altına almıştır.

 

Kimlere Karşı Nafaka Davası Açılabilir?

Nafaka davasının davalısı, yani kime karşı açılacağı, talep edilen nafakanın türüne göre belirlenir. Boşanma veya ayrılık davalarında Tedbir Nafakası ve sonrasında Yoksulluk Nafakası, boşanılan eşe karşı açılır. 

Burada davalı tarafın (kocanın veya kadının) mali gücünün olması veya çalışıyor olması, nafaka miktarının belirlenmesinde etkili olsa da, davanın açılabilmesi için ön şart değildir; mali güç oranında bir bedel belirlenir. Hatta 6284 sayılı Kanun uyarınca, şiddet uygulayan kişi ailenin geçimini sağlayan kişiyse, talep olmasa bile hakim nafakaya hükmedebilir.

İştirak Nafakası davası, velayeti kendisinde olmayan ana veya babaya karşı açılır. Çocuğun bakımı ve eğitimi için gerekli giderlere katılmak, velayet hakkı olmayan ebeveynin yasal yükümlülüğüdür. 

Yardım Nafakası davaları ise, mirasçılıktaki sıra gözetilerek; altsoya (çocuklara/torunlara), üstsoya (anne/baba) veya refah halindeki kardeşlere karşı açılabilir. Örneğin, yoksul duruma düşen bir anne, durumu iyi olan oğluna karşı yardım nafakası davası açabilir. 

Nafaka yükümlülüğü, kan bağının ve aile olmanın getirdiği en temel sorumluluklardan biridir ve kanun, bu sorumluluğu yerine getirmeyen kişilere karşı yargı yolunu açık tutmuştur. Davalı tarafın nafaka ödeme gücünün tespiti, mahkemece yapılacak ekonomik ve sosyal durum araştırması ile belirlenir.

 

Özetle nafaka davası, boşanma veya ayrı yaşama süreçlerinde ekonomik güçlük yaşayan eşin ve çocukların geçimini güvence altına almak amacıyla Türk Medeni Kanunu ve 6284 sayılı Kanun hükümlerine dayanılarak açılan hukuki bir süreçtir. İştirak, yoksulluk, tedbir ve yardım nafakası olmak üzere farklı türleri bulunan bu davalarda, Aile Mahkemeleri görevli olup davanın açılış şekli ve süresi talep edilen nafaka türüne göre değişiklik göstermektedir. 

Hak kaybı yaşanmaması adına, nafaka taleplerinin yasal şartlara uygun bir dilekçe ile yetkili mahkemeye sunulması ve sürecin titizlikle takip edilmesi gerekmektedir.

 

Sıkça Sorulan Sorular

1. Evi terk eden bir kadın nafaka alabilir mi? 

Evi terk eden kadın, eğer ortak hayat sebebiyle kişiliği veya ekonomik güvenliği tehlikeye düştüğü için (örneğin şiddet gördüğü için) evden ayrılmışsa, haklı bir sebebe dayandığı için ayrı yaşama hakkına sahiptir ve tedbir nafakası alabilir. Ancak boşanma davası sonucunda evi terk etmesi “haksız terk” olarak nitelendirilir ve tam kusurlu sayılırsa, boşanma sonrasında yoksulluk nafakası alamaz.

2. Erkek hangi hallerde nafaka ödemez? 

Erkek, boşanılan kadının boşanmaya sebep olan olaylarda kendisinden daha ağır kusurlu olması veya kadının boşanma yüzünden yoksulluğa düşmemesi (örneğin yeterli gelirinin olması) durumlarında yoksulluk nafakası ödemez. Ayrıca nafaka alan kadının yeniden evlenmesi, evlenmeden fiilen evli gibi yaşaması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hallerinde de erkeğin nafaka ödeme yükümlülüğü ortadan kalkar.

3. Nafaka vermeyen baba hapse girer mi? 

Evet, kesinleşmiş nafaka borcunu ödemeyen baba hakkında, alacaklının İcra Ceza Mahkemesine şikayette bulunması üzerine İcra ve İflas Kanunu uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsi kararı verilebilir. Bu hapis kararı bir disiplin hapsi niteliğinde olup, baba borcunu ödediği takdirde hapis cezası düşer ve tahliye edilir.

Bu içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır, hukuki danışmanlık değildir.