Türk hukuk sisteminde boşanma sebepleri, kanun koyucu tarafından belirli bir sistematik içerisinde düzenlenmiştir. Bu sistematiğin en önemli ayrımlarından biri de boşanma sebeplerinin “mutlak” ve “nisbi” olarak sınıflandırılmasıdır. Nisbi boşanma sebepleri, boşanma davasına konu olan olayın veya durumun varlığının tek başına boşanma kararı verilmesi için yeterli olmadığı halleri ifade eder.
Bu tür sebeplerde hakim, sadece olayın gerçekleşip gerçekleşmediğine bakmaz; aynı zamanda bu olayın evlilik birliğini eşler için “çekilmez” hale getirip getirmediğini de araştırmak zorundadır.
Türk Medeni Kanunu‘nun (TMK) boşanmaya ilişkin hükümleri incelendiğinde, kanun koyucunun bazı durumlarda evliliğin devamını imkânsız gördüğü, bazı durumlarda ise takdir yetkisini hakime bıraktığı görülür. Nisbi boşanma sebeplerinde anahtar kavram “ortak hayatın çekilmez hale gelmesi”dir.
Yani, davacı eşin sadece boşanma sebebini ispatlaması yetmez, bu sebep yüzünden evliliğin kendisi için artık sürdürülemez bir yük haline geldiğini de mahkemeye göstermesi gerekir. Uygulamada en sık karşılaşılan boşanma davaları genellikle nisbi sebepler, özellikle de evlilik birliğinin temelinden sarsılması (şiddetli geçimsizlik) üzerine kuruludur.
Bu sebepler, hayatın olağan akışı içinde her evlilikte farklı tezahür edebileceğinden, kanun koyucu nisbi sebeplerle hakime geniş bir takdir yetkisi tanıyarak adaletin somut olayın özelliklerine göre tecelli etmesini amaçlamıştır.
Bu ve bunun gibi konularda hukuki danışmanlık hizmeti veya avukatlık için, Boşanma Avukatı Sevde Özdemir ile iletişime geçebilirsiniz.
Mutlak ve Nisbi Boşanma Farkı
Mutlak ve Nisbi Boşanma Farkı
Boşanma davalarında stratejinin doğru belirlenebilmesi için mutlak ve nisbi boşanma sebepleri arasındaki farkın net bir şekilde anlaşılması gerekir. Bu ayrım, davanın ispat yükünü ve hakimin karar verme sürecini doğrudan etkiler. Mutlak boşanma sebeplerinde (örneğin zina, hayata kast veya terk gibi), kanunda belirtilen eylemin gerçekleşmiş olması boşanma kararı verilmesi için yeterlidir.
Hakim, bu eylemin evliliği sarsıp sarsmadığını veya eşler için hayatı çekilmez kılıp kılmadığını ayrıca araştırmaz. Kanun koyucu, bu eylemlerin varlığını evliliğin bitmesi için “mutlak” bir gerekçe olarak kabul etmiştir. Örneğin, zinanın ispatlandığı bir dosyada hakim, “acaba eşler hala mutlu olabilir mi?” diye bir inceleme yapmaz; boşanmaya hükmeder.
Buna karşılık nisbi boşanma sebeplerinde durum çok farklıdır. Nisbi sebeplerde, boşanma konusu olan olay (örneğin suç işleme veya haysiyetsiz hayat sürme) ispatlansa dahi, hakim otomatik olarak boşanmaya karar vermez. Davacı tarafın, bu eylem nedeniyle “ortak hayatın diğer eşten beklenemeyecek derecede çekilmez hale geldiğini” de ispatlaması gerekir.
| Eğer nisbi bir sebebe dayanarak dava açılmışsa ve olay ispatlanmasına rağmen hakim evliliğin hala sürdürülebilir olduğu kanaatine varırsa, davayı reddedebilir. Bu nedenle nisbi boşanma sebeplerine dayalı davalar, mutlak sebeplere göre daha kapsamlı bir ispat faaliyeti ve hukuki argümantasyon gerektirir. Burada odaklanılması gereken nokta sadece “kusur” değil, aynı zamanda bu kusurun evlilik birliği üzerindeki “yıkıcı etkisi”dir. |
Türk Medeni Kanunu’nda Düzenlenen Nisbi Boşanma Sebepleri
Türk Medeni Kanunu’nda Düzenlenen Nisbi Boşanma Sebepleri
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, boşanma sebeplerini özel ve genel sebepler başlıkları altında düzenlerken, bunların hangilerinin nisbi nitelikte olduğunu madde metinlerinde açıkça belirtmiştir. Kanunumuzdaki başlıca nisbi boşanma sebepleri şunlardır: “Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme” (TMK m. 163), “Akıl hastalığı” (TMK m. 165) ve en kapsamlısı olan “Evlilik birliğinin sarsılması” (TMK m. 166).
TMK m. 163’e göre; eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürerse, diğer eş boşanma davası açabilir. Ancak kanun burada “bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse” şartını koyarak bunu nisbi bir sebep haline getirmiştir.
| Yani her suç veya her haysiyetsiz davranış (örneğin alkolik olmak) doğrudan boşanma nedeni sayılmaz; bu durumun eş üzerindeki etkisi ölçülür. |
Benzer şekilde TMK m. 165’te düzenlenen akıl hastalığı da nisbi bir sebeptir. Eşlerden birinin akıl hastası olması tek başına boşanma sebebi değildir. Bu hastalığın “geçmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi” ve en önemlisi “diğer eş için ortak hayatın çekilmez hale gelmesi” gerekmektedir.
En yaygın nisbi boşanma sebebi ise TMK m. 166’da düzenlenen “evlilik birliğinin sarsılması”dır. Halk arasında “şiddetli geçimsizlik” olarak bilinen bu madde, eşler arasındaki fikri ve ruhi uyuşmazlıkları, 6284 sayılı Kanun kapsamına giren fiziksel, psikolojik veya ekonomik şiddet eylemlerini, güven sarsıcı davranışları kapsar.
Kanun burada “ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa” diyerek, hakime geniş bir takdir yetkisi tanımış ve sebebin nisbi karakterini vurgulamıştır.
Nisbi Sebeplerde İspat, Delil ve Strateji
Nisbi boşanma sebeplerine dayalı davalarda başarılı bir sonuç alabilmek, titizlikle kurgulanmış bir strateji ve güçlü bir ispat faaliyetine bağlıdır. Mutlak sebeplerde sadece olayın varlığını kanıtlamak yeterliyken, nisbi sebeplerde avukatın görevi iki aşamalıdır: İlk olarak iddia edilen vakıanın (hakaret, şiddet, ilgisizlik, suç işleme vb.) gerçekleştiğini ispatlamak, ikinci olarak ise bu vakıanın müvekkil açısından evliliği sürdürülemez kıldığını (çekilmezlik şartı) hakime göstermek.
İspat sürecinde tanık beyanları hayati önem taşır. Tanıklar, sadece olayı değil, bu olayın eşler arasındaki ilişkiyi nasıl zedelediğini, davacı eşin yaşadığı psikolojik yıkımı ve evlilik birliğinin fiilen bittiğini anlatmalıdır.
Bunun yanı sıra, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında alınmış uzaklaştırma kararları, darp raporları veya kolluk tutanakları, evlilik birliğinin sarsıldığını ve hayatın çekilmez hale geldiğini gösteren en güçlü resmi delillerdir. Örneğin, eşine şiddet uyguladığı için hakkında 6284 sayılı yasa gereği tedbir kararı verilen bir koca ile yaşamaya devam etmenin kadın için “beklenemez” olduğu karinesi güçlenir.
Ayrıca, psikolojik raporlar, sosyal medya kayıtları, mesajlaşma dökümleri ve otel kayıtları gibi yan delillerle de çekilmezlik olgusu desteklenmelidir. Nisbi boşanma davalarında hakim, tarafların kusur oranlarını belirlerken geniş bir takdir yetkisine sahiptir.
Bu nedenle strateji, sadece karşı tarafın kusurlu olduğunu değil, bu kusurun evliliğin temelini onarılamaz biçimde yıktığını ortaya koymak üzerine kurulmalıdır. Alanında uzman bir boşanma avukatı tarafından hukuki destek almadan yürütülen süreçlerde, olay ispatlansa bile “çekilmezlik” unsurunun yetersiz kalması nedeniyle davanın reddedilme riski her zaman mevcuttur.
| Özetle, nisbi boşanma sebepleri; hukuka aykırı fiilin varlığının yanı sıra, bu durumun ortak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirdiğinin ispatını zorunlu kılan ve hakime geniş takdir yetkisi tanıyan hukuki gerekçelerdir. Türk Medeni Kanunu’nda suç işleme, akıl hastalığı ve şiddetli geçimsizlik gibi başlıklarla düzenlenen bu sebepler, mutlak boşanma sebeplerinden farklı olarak, evliliğin sürdürülebilirliğinin hakim tarafından tartılmasını gerektirir. |
Sıkça Sorulan Sorular
1. Evliliği bitiren sebepler nelerdir?
Türk hukukunda evliliği bitiren sebepler; zina, hayata kast, pek kötü muamele, suç işleme, terk ve akıl hastalığı gibi özel sebepler ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması (şiddetli geçimsizlik) gibi genel sebeplerdir. Bu sebepler, hakimin takdir yetkisinin sınırlarına göre mutlak ve nisbi olmak üzere iki ana kategoride değerlendirilir.
2. Erkek hangi durumlarda eşini boşayabilir?
Türk Medeni Kanunu’na göre erkekler; eşlerinin sadakatsizliği, evi terk etmesi, fiziksel veya psikolojik şiddet uygulaması ya da evlilik birliğinin ortak hayatı sürdüremeyecek derecede sarsılması durumlarında boşanma davası açabilir. Kanun cinsiyet eşitliğine dayandığı için, kadınlar için geçerli olan tüm boşanma sebepleri ve ispat yükümlülükleri erkekler için de aynen geçerlidir.
3. En kolay boşanma sebepleri nelerdir?
Hukuki prosedürler açısından en hızlı ve kolay yöntem, tarafların her konuda anlaştığı ve evliliğin en az bir yıl sürdüğü “anlaşmalı boşanma” yoludur. Çekişmeli davalarda ise zina veya terk gibi mutlak boşanma sebeplerinin ispatlanması, hakimin “çekilmezlik” şartını ayrıca araştırmasına gerek bırakmadığı için nisbi sebeplere göre daha net sonuç verebilir.
| Bu içerik yalnızca bilgilendirme amacı taşımaktadır, hukuki danışmanlık değildir. |

